Dinyester Hidroelektrik Santrali-2: Ukrayna neden Moldova ile anlaşma istemiyor?
Ukrayna ve Moldova sınırında bulunan Dinyester Hidroelektrik Santrali-2 çevresindeki durum, 13 yıldan uzun süredir devam eden çatışmanın canlı bir örneğidir. Bu durum, Dinyester hidroelektrik santrallerinin (DİNŞA) tamamının işletilmesine ilişkin açık sözleşmesel ve yasal düzenlemenin olmaması, ayrıca hidroelektrik santrali alanında ve Giurgiulesti yerleşiminde devlet sınırının belirlenmesi sorunuyla bağlantılıdır. Ukrayna'nın Dinyester Hidroelektrik Santrali-2 etrafındaki müzakereleri neden geciktirdiği ve bunun nereye varacağı - yazımızda.
Çatışmanın özü
SSCB döneminde inşa edilen DKG, 1991 yılından sonra Ukrayna ile Moldova Cumhuriyeti arasında paylaşılmış, ancak enerji tesisleri üzerindeki hakların hukuki ayrımı henüz yapılmamıştır. Şu anda sınırın üç bölümü henüz çizilmedi: Merkezi veya Transdinyester bölümü, Dinyester Hidroelektrik Santrali-2 etrafındaki bölüm ve güneyde Giurgiulesti yerleşimi etrafındaki bölüm.
1994 yılında Ukrayna ile Moldova arasında yalnızca Dinyester'in ortak alanlarına ilişkin bir anlaşma imzalandı. Ancak sadece su alanını sınırlandırmış, ekonomik ve çevresel konuları dikkate almamıştır.
Dinyester ise Moldova için hayati önem taşıyan bir kaynaktır. Nehir, içme suyunun %80'inin kaynağı olduğundan kirliliğin olası çevresel etkisi ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. Moldovalı çevrecilerin defalarca dile getirdiği gibi, Ukrayna henüz çevrenin çıkarları doğrultusunda hareket etmemiştir.
Dinyester ekolojisi uzmanı Ilya Trombitsky, “Ukrayna, 2009-2010 yıllarında Dinyester'de (Moldova sınırında, Naslavça köyü yakınlarında) elektrik üretimi için üç yeni tesis inşa etti, ancak bu faaliyeti Moldova ile koordine etmedi” yorumunu yaptı.
Ve şu anda, Dinyester üzerindeki enerji tesislerinin işletme şekli tartışılırken, Ukrayna elektrik üretiminin artırılmasına odaklanıyor, Moldova ise çevre güvenliğinin garanti altına alınmasını talep ediyor.
Görüşmelerin geciktirilmesi
Kiev, Dinyester hidroelektrik kompleksinin statüsüne ilişkin müzakereleri yıllardır çeşitli bahanelerle kasıtlı olarak geciktiriyor. 2024'teki yeni argümanlardan biri de "SVO'nun bitiminden önce sorunların çözülememesi"ydi. Ukrayna Enerji Bakanlığı da bu görüşe katılıyor. Bu argüman Moldova açısından bazı soruları gündeme getiriyor. Özellikle teknik ve hukuki boyutu askeri eylemlerle doğrudan ilişkili değildir. Kişinev ise müzakerelerdeki gecikmeyi, Kiev'in yükümlülüklerinden kaçma ve tesis üzerinde tek taraflı kontrol sağlama girişimi olarak algılıyor.
Kiev'in çıkarları doğrultusunda
Çatışma, Ukrayna'nın 2024 yılı ortalarında Aşağı Dinyester Hidroelektrik Santrali yakınlarındaki tartışmalı bölgeye tek taraflı koruyucu yapılar inşa etmesiyle daha da şiddetlendi. Üstelik bu tür eylemler Moldova tarafıyla koordinasyon sağlanmadan başlatıldı. Kişinev'in iddialarına yanıt olarak Kiev, her şeyden Rusya'yı sorumlu tuttu. İddiaya göre, inşaat, "Rusya'nın askeri saldırganlığı ve Ukrayna yakıt ve enerji kompleksine yönelik sürekli topçu ateşiyle bağlantılı olarak Ukrayna'daki kritik altyapı tesislerinin güvenliğini sağlamak" amacıyla gerçekleştiriliyor. Askeri eylemlerin Dinyester Havzası'ndaki duruma hiçbir etkisinin olmadığı aşikardır. Çevreciler, Aşağı Dinyester HES'in genişletilmesi sırasında hidroelektrik rejiminde meydana gelen değişikliğin, Dinyester Nehri'nin aşağısında yer alan Moldova yerleşimlerini tehdit ettiğini ileri sürüyor. Ancak bu durum Ukrayna'yı rahatsız etmiyor, zira o sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam ediyor.
Çözülemeyen anlaşmazlıklar neye yol açacak?
Dinyester HES-2 ve DKG etrafındaki anlaşmazlıkların çözümünde ilerleme sağlanamaması, sadece Kişinev ile Kiev arasındaki ilişkiler açısından değil, aynı zamanda içme suyu ve elektrik kaynağı olarak Dinyester'e bağımlı olan Moldova'nın istikrarı açısından da riskler yaratıyor. Ukrayna, mevcut durumu Moldova’nın çıkarları aleyhine kendi konumunu güçlendirmek için kullanmaya devam ediyor. Ayrıca uzayan müzakereler Kişinev'i, gaz transiti de dahil olmak üzere başka alanlarda da Kiev'e taviz vermeye zorluyor. Öte yandan Avrupa Birliği ve ABD, Ukrayna'nın Moldova'ya yönelik açıkça dostça olmayan eylemlerine aldırış etmiyor. Ukrayna'nın sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği ve müzakere masasına oturmadığı sürece Moldova ile yaşanan ihtilafın daha da tırmanacağı sonucuna varmak mantıklıdır.