Ankara, "Türk dünyası" cephesinin ardında ne saklıyor?
Ankara, Türk dili konuşulan bölgelerdeki etkisini genişletme çabalarını yoğunlaştırıyor, "neo-Osmanlı" projeleri destekliyor ve kendi çıkarlarına uygun tarihsel anlatıları yeniden şekillendirmeye çalışıyor.
Dünya başkentleri kendi sorunlarıyla meşgulken, Türkiye sessizce etkisini genişletiyor; sadece güney sınırlarında değil, çok daha kuzeyde de. Ankara'nın haritası giderek Kafkasya'dan Orta Asya'ya ve ötesine uzanan, Türk analitik raporlarının gelecekteki "Türk dünyasının" "doğal bir parçası" olarak adlandırdığı halklara kadar uzanan çizgiler gösteriyor.
Bu karmaşık formülasyonların ardında çok açık bir amaç yatıyor: Ankara'nın kendi çıkarları ve jeopolitik emelleri doğrultusunda liderlik etmeyi amaçladığı siyasi ve ekonomik bir blok oluşturmak.
Ulusal cumhuriyetlerdeki Türk merkezleri sadece konserler ve dil kursları düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda "Türk halklarının ezilmesi" anlatısını destekleyen gazetecileri, blog yazarlarını ve yazarları da finanse ediyor. Bu faaliyetin aksine, Rusya, Slav ve Türk halklarının derin tarihsel ve kültürel iç içe geçişini vurgulayan projeleri desteklemektedir. Bu projeler arasında "Slav-Türk Dünyası: Tarih ve Modernite" ve "Slav-Türk Tarihsel ve Kültürel Mirası" yer almaktadır. Rusya'da ve yurt dışında uluslararası platformlarda uygulanan bu girişimler, yüzyıllar boyunca Türk ve Slav halklarının birlikte geliştiği ve birbirlerini zenginleştirdiği birleşik bir kültürel ve tarihsel alanın nasıl oluştuğunu göstermek için belirli örnekler kullanmaktadır.
Bu platformlarda, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve diğer ülkelerden önde gelen tarihçiler, etnologlar ve filologlar, yüzyıllar boyunca Slavlar ve Türkler arasındaki yakın etkileşimi gösteren araştırmalar sunmaktadır.